türkçeöğren
استكشف
🔍
يفكرون بإنجاب الأطفال Bebek düşünüyorlar
الرئيسية←استماع ومحادثة

يفكرون بإنجاب الأطفال Bebek düşünüyorlar

beginner📅 ٣ يونيو ٢٠٢٦· تحديث: ٤ أكتوبر ٢٠٢٦⏱ 9 دقيقة قراءة🎧 متوفر صوتياً
محتويات الدرس
النص المكتوب لمقطع الاستماعيفكرون بإنجاب الأطفالالسؤال عن الحال و الأحوالماذا ستأكلون ؟ميليس و زوجها يفكرون بإنجاب الأطفالأنواع الحلويات الموجودة في الكافتيريابعد الحديث عن أنهم يفكرون بإنجاب الأطفالسوف يشربون القهوة التركيةيفكرون بإنجاب الأطفال - يقرؤون الفأل من الفنجانقراءة الفأل من الفنجانبعد نهاية الفيلم - يفكرون بإنجاب الأطفالبعد نهاية اللقاء
استمع مع الكاريوكي
اضغط للتشغيل — النص يتابع تلقائياً
🎤 نص الحوار — كاريوكي
Şule: Seni gördüğüme çok sevindim. Uzun zamandır görüşemiyorduk
شوله: سررت لرؤيتك كثيراً. لم نستطع اللقاء منذ زمن طويل
Melis: Ben de seni gördüğüme sevindim. Düğünden sonra kimseyle pek görüşemedim
ميليس: و أنا أيضا سررت لرؤيتك. لم أقابل أحدا بعد العرس
Şule: Haklısın canım. Çok yoğun bir dönem geçirdin. Eşin nasıl
شوله: أنت محقة. لقد كنت مشغولة كثيراً.كيف حال زوجك ؟
Melis: İyi o da. Çalışıyor. Senin ufaklık ne yapıyor bakalım ? Büyümüştür iyice
ميليس: هو أيضاً بخير. يعمل. كيف حال صغيرتك ؟ كبرت كثيراً ؟
Şule: Evet, büyüdü canım. Kreşe başladı
شوله: نعم كبرت ياعزيزتي. بدأت بالذهاب إلى الروضة
Melis: Ooo, maşallah. Zaman ne çabuk geçiyor
ميليس: ما شاء الله. الوقت يمضي سريعاً
Garson: Hoş geldiniz efendim. Buyurun menü
النادل: أهلاً وسهلاً ياسيدتي. تفضلي قائمة الطعام
Melis: Teşekkürler
ميليس: شكراً
Melis: Ne yiyelim
ميليس: ماذا نأكل ؟
Şule: Ay bilemedim. Çok aç değilim aslında
شوله: لا أعرف في الواقع لست جائعة كثيراً
Melis: Ben de çok aç değilim ama buranın mantısı çok güzeldir. Mutlaka denemelisin
ميليس: أنا أيضا لست جائعة ولكن المانتي (أكلة تركية) هنا لذيذ جداً
Şule: Aç olmasam denerdim. Başka sefere artık
شوله: لو أني جائعة لجربته. سأجربه لاحقاً
Melis: Peki, sen bilirsin. Tatlı yiyelim mi
ميليس: كما تحبين. هل نأكل الحلويات ؟
Şule: Olabilir. Bakalım neler var menüde
شوله: حسناً. لنرى ماذا يوجد في القائمة ؟
Melis: Sütlaç, künefe, kadayıf, sakızlı muhallebi, tavukgöğsü var. Aaa bak dondurma da var
ميليس: يوجد أرز بالحليب، الكنافة، حلوى الحليب، و نوع من أنواع الحلوى (يسمى صدور الدجاج) ... ويوجد أيضاً المثلجات
Şule: Sakızlı muhallebi istiyorum. Aslında dondurma da olabilir
شوله: أريد حلوى صدور الدجاج و يمكن أن آخذ المثلجات
Melis: Ben şekersiz dondurma yiyeceğim. Bu aralar kiloma dikkat etmeliyim
ميليس: سآكل مثلجات بدون سكر.علي الانتباه إلى وزني
Şule: Aa! Neden
شوله: ولم ؟
Melis: Bebek düşünüyoruz
ميليس: نفكر في إنجاب طفل
Şule: Aaa çok güzel! O zaman şimdiden doktora gitmeye başlamalısın
شوله: رائع جداً. عليك الذهاب إلى الطبيب من الآن
Melis: Gidiyorum canım. Zaten doktor “hamilelik öncesinde kilona dikkat etmelisin” dedi
ميليس: أذهب يا عزيزتي. لقد قال لي الطبيب أن أنتبه إلى وزني قبل الحمل
Şule: Aynı zamanda bazı vitaminlere de şimdiden başlamalısın
شوله: وأيضاً قال علي أخذ بعض الفيتامينات
Melis: Evet canım, biliyorum. Sen de tecrübelisin bu konuda. Bu süreçte senden destek almalıyım
ميليس: نعم يا عزيزتي أعرف . لديك تجربة في هذا الموضوع. سأتلقى الدعم منك في هذه الفترة
Şule: Tabii canım, ne zaman istersen
شوله: طبعاً يا عزيزتي في أي وقت تريدين
Garson: Karar verdiyseniz siparişlerinizi alabilirim
النادل: سآخذ طلبياتكم إن قررتم ما ستأكلون
Melis: Ben iki top şekersiz vanilyalı dondurma istiyorum
ميليس: سأطلب مثلجات بالفانيليا بدون سكر
Garson: Tamam efendim
النادل: حسناً يا سيدتي
Şule: Sakızlı muhallebiniz tazeyse ben de ondan istiyorum
شوله: إن كانت حلوى صدور الدجاج طازجة فأريد منها أنا أيضاً
Garson: Tatlılarımız günlük çıkar efendim
النادل: حلوياتنا طازجة يومياً يا سيدتي
Şule: Peki, iki de su alalım
شوله: حسنا واثنين من الماء
Garson: Hemen getiriyorum efendim
النادل: سـأجلبها حالاً يا سيدتي
Melis: Tatlılarımızı yedikten sonra ne yapalım
ميليس: ما الذي سنفعله بعد أكل الحلويات
Şule: Zamanın varsa sinemaya gidebiliriz. Bir film gelmiş. Arkadaşım “bu filmi mutlaka görmelisin” dedi
شوله: نذهب للسينما إذا كان لديك الوقت. سيعرض فيلم قال صديقي عليك رؤيته
Melis: Bugünümü sana ayırdım. Çok güzel olur. Uzun zamandır sinemaya gitmemiştim
ميليس: لقد خصصت الوقت لأجلك. سيكون جيداً لم أذهب للسينما منذ وقت طويل
Garson: Buyurun efendim. Afiyet olsun
النادل: تفضلي سيدتي بالصحة والعافية
Melis: Teşekkürler
ميليس: شكراً
Melis: Dondurma çok güzel. Sen beğendin mi tatlını
ميليس: المثلجات رائعة. هل أعجبتك الحلويات ؟
Şule: Şekeri daha az olsa daha güzel olabilirmiş. Yine de beğendim
شوله: لو أن السكر أقل لكانت أكثر لذة ومع ذلك أعجبتني
Melis: Gideceğimiz filmin konusu ne
ميليس: ما هو موضوع الفيلم الذي سنراه ؟
Şule: Gerçek bir hikâyeden yola çıkılmış. Eğitimle ilgili bir film
شوله: الفيلم من قصة حقيقية له علاقة بالتعليم
Melis: Çok güzel. Tatlına devam etmeyeceksen kalkalım
ميليس: فلنذهب إذا لم تكملي أكل الحلويات
Şule: Kalkabiliriz
شوله: فلنذهب
Melis: Çok üzgünüm. Filmi izleyemeyeceğiz
ميليس: أنا مستاءة كثيراً. لن نشاهد الفيلم
Şule: Biletleri daha önceden almalıydık
شوله: كان علينا شراء البطاقات قبل ذلك
Melis: Sonraki seans bir saat sonra. Beklemek istersen ona girebiliriz
ميليس: العرض الذي يليه يبدأ بعد ساعة. نستطيع الحضور إن أردت الانتظار
Şule: Olur. Bu sırada Türk kahvesi içelim mi
شوله: حسنا. هل نشرب القهوة ؟
Melis: Fal bakacaksan neden olmasın
ميليس: ولم لا إن قرأت لنا الفأل
Şule: Olur
شوله: حسناً
Garson: Buyurun efendim. Bu sade, bu da orta şekerli kahveleriniz
النادل: تفضلي يا سيدتي هذه القهوة بدون سكر وهذه سكر قليل
Melis: Teşekkür ederiz
ميليس: شكراً
Şule: Bu arada dün gece hiç uyuyamadık. Elif’in sabaha kadar dişi ağrıdı
شوله: بالمناسبة ، لم نستطع النوم على الإطلاق الليلة الماضية. لقد بقي سن إيليف يؤلمها حتى الصباح
Melis: Ah, kıyamam. İhmal etmeden bir dişçiye göstermelisiniz
ميليس: عليك عدم إهمال ذلك ويجب عليك أخذها إلى الطبيب
Şule: Dişçiden çok korkuyor. Korkmasa bu sabah götürecektim aslında
شوله: في الواقع كنت سآخذها هذا الصباح لولا خوفها من طبيب الأسنان
Melis: İstersen Tekin ile konuşabilirim. Onun bir arkadaşı dişçi ve çocuklarla arası çok iyi
ميليس: إن أردت سأكلم تكين صديقه طبيب أسنان وعلاقته جيدة بالأطفال
Şule: Çok sevinirim canım. Hadi, kahveni bitirdiysen fincanını ters çevir. Bir de dilek tutmalısın unutma
شوله: سأكون مسرورة لذلك ياعزيزتي. اقلبي فنجانك. ولا تنسي أن تتمني أمنية
Melis: Tamam çevirdim. Al bakabilirsin. Acele etmeliyiz. Filmin başlamasına az kaldı
ميليس: قلبته. انظري. علينا أن نستعجل. سيبدأ الفيلم قريباً
Şule: Soğuyana kadar beklemeliyiz
شوله: علينا الانتظار حتى يبرد
Melis: Ah evet doğru unuttum
ميليس: نعم لقد نسيت ذلك
Şule: Ben bu arada hesabı ödeyeyim. O zamana kadar soğur. Kahveler benden
شوله: خلال ذلك سأدفع الحساب حتى قيامي بهذا يكون قد برد. القهوة على حسابي
Melis: Kesene bereket canım
ميليس: فليبارك لك الله
Şule: Rica ederim
شوله: العفو
Şule: Soğuduysa falına bakabiliriz artık
شوله: لنرى الفال إذا برد
Melis: Evet, soğudu. Ay çok heyecanlıyım
ميليس: نعم لقد برد. إنني متحمسة كثيراً
Şule: Hımmm… Aaa! Bebek çıkmış bak
شوله: انظري لقد ظهر طفل
Melis: Çok komiksin tatlım. Bilmediğim şeyler söyle
ميليس: أنت مضحكة ياعزيزتي. قولي شيئاً لا أعرفه
Şule: Muhabbet olsun diye bakıyorum. Yoksa böyle şeylere inanmam biliyorsun
شوله: أنت تعرفين أنني لا أومن بهذه الأشياء أقولها للتسلية فقط
Melis: Tamam tamam alınma canım. Şaka yapıyorum
ميليس: لا تأخذي على خاطرك يا عزيزتي إنني أمازحك
Şule: Bu aralar yeni bir şeyler mi alacaksınız
شوله: هل ستشترين شيئاً جديداً خلال هذه الأيام
Melis: Evet, araba almayı düşünüyoruz
ميليس: نعم أفكر أن أشتري سيارة
Şule: Biraz daha beklemelisin
شوله: عليك الانتظار قليلاً
Melis: Aa, neden
ميليس: لماذا ؟
Şule: Neden olacak bu aralar araba fiyatları arttı da ondan
شوله: بسبب زيادة أسعار السيارات هذه الأيام
Melis: Ben de gerçekten fal bakacaksın sandım. En son baktığında evleneceksin demiştin. Bak evlendim
ميليس: لقد ظننت حقا أنك ستقرأين لنا الفال. عندما قرأتيه آخر مرة قلت لي أنك ستتزوجين ولقد تزوجت
Şule: Tekin ile öyle bir niyetiniz olduğunu biliyordum. Fala inanma falsız da kalma
شوله: كنت أعرف بنيتك للزواج من تكين. لا تصدقي الفال ولا تبقي بدون حظ (مثل شعبي)
Melis: Hadi kalkalım artık. Biraz daha oturursak filmi kaçıracağız
ميليس: هيا فلنجلس سنفوت الفيلم
Şule: Hadi koşalım
شوله: هيا لنركض
Şule: Koşmasak yetişemeyecektik. Film başlamış
شوله: لقد بدأ الفيلم لن نستطيع اللحاق إذا لم نركض
Melis: Artık sessiz olmalıyız
ميليس: يجب ألا نتكلم الآن
Melis: Mükemmel bir filmdi. Film alt yazılı olmasa Tekin ile de gelebilirdik
ميليس: لقد كان الفيلم رائعاً لو كان الفيلم غير مترجم لأتيت مع تكين
Şule: Neden? Sevmiyor mu alt yazılı filmleri
شوله: لماذا ألا يحب الأفلام المترجمة
Melis: Evet canım, ne yazık ki sevmiyor
ميليس: مع الأسف إنه لا يحبها
Şule: Keşke gelse. Filmi ben de çok beğendim. Ama biraz daha kısa olabilirdi
شوله: ليته جاء لقد أعجبني الفيلم أنا أيضاً ولكن يمكن أن يكون أقصر من ذلك
Melis: Evet 3 saat çok uzun bir süre. Ayrıca yanımızdaki insanlar sessiz olsa daha keyifli izleyebilirdik
ميليس: نعم 3 ساعات طويل جداً. ولو أخفض الناس الذين كانوا بجانبنا أصواتهم لكنا تمتعنا أكثر
Şule: Evet ya, insanlar sinemada bir şey yememeli, içmemeli, birbirleriyle konuşmamalı, telefonlarıyla ilgilenmemeli
شوله: نعم عليهم ألا يأكلوا ولا يشربوا ولا يتكلموا ولا يلعبوا بهواتفهم
Melis: Bence önümüzdeki kişileri uyarmalıydık
ميليس: برأيي كان علينا تحذيرهم
Şule: Bence uyarsak da bir şey değişmezdi. Neyse, istersen seni eve bırakabilirim
شوله: برأيي لم يكن ليتغير شيء وإن فعلنا ذلك. إن أردت يمكنني أن أوصلك إلى البيت
Melis: Sana zahmet olmayacaksa iyi olur
ميليس: سيكون من الجيد إذا كان ذلك لا يتعبك
Şule: Ne zahmeti. Dönüşte de Elif’i okuldan alırım
شوله: أي تعب. سأمر إلى مدرسة أليف لأخذها أيضاً عندما نرجع
Melis: Daha sık görüşmeliyiz. Çok güzel bir gündü
ميليس: يجب أن نلتقي دائماً لقد كان يوماً جميلاً
Şule: Bence de öyle
شوله: وأنا أيضاً أظن ذلك
Şule: Alo, buyurun Burcu Öğretmenim. Hayırdır inşallah? Hemen geliyorum
شوله: ألو تفضلي يا آنسة بورجو هل هناك خطب ما؟ سآتي حالاً
Melis: Bir sorun mu var canım
ميليس: هل يوجد مشكلة ياعزيزتي ؟
Şule: Elif okulda düşmüş. Onu hastaneye götürmem gerekiyor
شوله: لقد وقعت أليف في المدرسة علي أخذها للمشفى
Melis: Tamam canım çok geçmiş olsun. İstersen ben de seninle birlikte gelebilirim
ميليس: تمام يا عزيزتي أتمنى ألا يكون خطراً يمكنني المجيء معك إن أحببت
Şule: Canım teşekkür ederim. Sana ayıp olmayacaksa ben hemen gitmeliyim
شوله: شكراً جزيلاً ياعزيزتي. إن لم يكن عيباً أمامك عليّ الذهاب حالاً
Melis: Yok canım, sen acele et. Sonra görüşürüz
ميليس: لا ياعزيزتي استعجلي. نلتقي لاحقاً
Şule: Görüşürüz
شوله: إلى اللقاء




النص المكتوب لمقطع الاستماع

“

تلتقي شوله و صديقتها ميليس بعد فترة طويلة من الانقطاع حيث أن شولة أصبح لديها بنت و قد كبرت و أصبحت تذهب إلى الروضة، و ميليس بعد أن تزوجت بدأت هي و زوجها يفكرون بإنجاب الأطفال. يلتقون بالبداية في كافيتيريا و يطلبون الحلويات و المثلجات، بعدها يتفقون على حضور فيلم في السينما، و عند انتظار الفيلم يشربون القهوة، لنستمع لهذه المحادثة الشيقة و لنعرف ما الذي حصل بعد أن شربوا القهوة قبل مشاهدة الفيلم.




يفكرون بإنجاب الأطفال

السؤال عن الحال و الأحوال

Şule: Seni gördüğüme çok sevindim. Uzun zamandır görüşemiyorduk
شوله: سررت لرؤيتك كثيراً. لم نستطع اللقاء منذ زمن طويل

Melis: Ben de seni gördüğüme sevindim. Düğünden sonra kimseyle pek görüşemedim
ميليس: و أنا أيضا سررت لرؤيتك. لم أقابل أحدا بعد العرس

? Şule: Haklısın canım. Çok yoğun bir dönem geçirdin. Eşin nasıl
شوله: أنت محقة. لقد كنت مشغولة كثيراً.كيف حال زوجك ؟

? Melis: İyi o da. Çalışıyor. Senin ufaklık ne yapıyor bakalım ? Büyümüştür iyice
ميليس: هو أيضاً بخير. يعمل. كيف حال صغيرتك ؟ كبرت كثيراً ؟

Şule: Evet, büyüdü canım. Kreşe başladı
شوله: نعم كبرت ياعزيزتي. بدأت بالذهاب إلى الروضة

Melis: Ooo, maşallah. Zaman ne çabuk geçiyor
ميليس: ما شاء الله. الوقت يمضي سريعاً

ماذا ستأكلون ؟

Garson: Hoş geldiniz efendim. Buyurun menü
النادل: أهلاً وسهلاً ياسيدتي. تفضلي قائمة الطعام

Melis: Teşekkürler
ميليس: شكراً

? Melis: Ne yiyelim
ميليس: ماذا نأكل ؟

Şule: Ay bilemedim. Çok aç değilim aslında
شوله: لا أعرف في الواقع لست جائعة كثيراً

Melis: Ben de çok aç değilim ama buranın mantısı çok güzeldir. Mutlaka denemelisin
ميليس: أنا أيضا لست جائعة ولكن المانتي (أكلة تركية) هنا لذيذ جداً

Şule: Aç olmasam denerdim. Başka sefere artık
شوله: لو أني جائعة لجربته. سأجربه لاحقاً

? Melis: Peki, sen bilirsin. Tatlı yiyelim mi
ميليس: كما تحبين. هل نأكل الحلويات ؟

Şule: Olabilir. Bakalım neler var menüde
شوله: حسناً. لنرى ماذا يوجد في القائمة ؟

Melis: Sütlaç, künefe, kadayıf, sakızlı muhallebi, tavukgöğsü var. Aaa bak dondurma da var
ميليس: يوجد أرز بالحليب، الكنافة، حلوى الحليب، و نوع من أنواع الحلوى (يسمى صدور الدجاج) ... ويوجد أيضاً المثلجات

Şule: Sakızlı muhallebi istiyorum. Aslında dondurma da olabilir
شوله: أريد حلوى صدور الدجاج و يمكن أن آخذ المثلجات

Melis: Ben şekersiz dondurma yiyeceğim. Bu aralar kiloma dikkat etmeliyim
ميليس: سآكل مثلجات بدون سكر.علي الانتباه إلى وزني

ميليس و زوجها يفكرون بإنجاب الأطفال

? Şule: Aa! Neden
شوله: ولم ؟

Melis: Bebek düşünüyoruz
ميليس: نفكر في إنجاب طفل

Şule: Aaa çok güzel! O zaman şimdiden doktora gitmeye başlamalısın
شوله: رائع جداً. عليك الذهاب إلى الطبيب من الآن

Melis: Gidiyorum canım. Zaten doktor “hamilelik öncesinde kilona dikkat etmelisin” dedi
ميليس: أذهب يا عزيزتي. لقد قال لي الطبيب أن أنتبه إلى وزني قبل الحمل

Şule: Aynı zamanda bazı vitaminlere de şimdiden başlamalısın
شوله: وأيضاً قال علي أخذ بعض الفيتامينات

Melis: Evet canım, biliyorum. Sen de tecrübelisin bu konuda. Bu süreçte senden destek almalıyım
ميليس: نعم يا عزيزتي أعرف . لديك تجربة في هذا الموضوع. سأتلقى الدعم منك في هذه الفترة

Şule: Tabii canım, ne zaman istersen
شوله: طبعاً يا عزيزتي في أي وقت تريدين

أنواع الحلويات الموجودة في الكافتيريا

Garson: Karar verdiyseniz siparişlerinizi alabilirim
النادل: سآخذ طلبياتكم إن قررتم ما ستأكلون

Melis: Ben iki top şekersiz vanilyalı dondurma istiyorum
ميليس: سأطلب مثلجات بالفانيليا بدون سكر

Garson: Tamam efendim
النادل: حسناً يا سيدتي

Şule: Sakızlı muhallebiniz tazeyse ben de ondan istiyorum
شوله: إن كانت حلوى صدور الدجاج طازجة فأريد منها أنا أيضاً

Garson: Tatlılarımız günlük çıkar efendim
النادل: حلوياتنا طازجة يومياً يا سيدتي

Şule: Peki, iki de su alalım
شوله: حسنا واثنين من الماء

Garson: Hemen getiriyorum efendim
النادل: سـأجلبها حالاً يا سيدتي

بعد الحديث عن أنهم يفكرون بإنجاب الأطفال

? Melis: Tatlılarımızı yedikten sonra ne yapalım
ميليس: ما الذي سنفعله بعد أكل الحلويات

Şule: Zamanın varsa sinemaya gidebiliriz. Bir film gelmiş. Arkadaşım “bu filmi mutlaka görmelisin” dedi
شوله: نذهب للسينما إذا كان لديك الوقت. سيعرض فيلم قال صديقي عليك رؤيته

Melis: Bugünümü sana ayırdım. Çok güzel olur. Uzun zamandır sinemaya gitmemiştim
ميليس: لقد خصصت الوقت لأجلك. سيكون جيداً لم أذهب للسينما منذ وقت طويل

Garson: Buyurun efendim. Afiyet olsun
النادل: تفضلي سيدتي بالصحة والعافية

Melis: Teşekkürler
ميليس: شكراً

? Melis: Dondurma çok güzel. Sen beğendin mi tatlını
ميليس: المثلجات رائعة. هل أعجبتك الحلويات ؟

Şule: Şekeri daha az olsa daha güzel olabilirmiş. Yine de beğendim
شوله: لو أن السكر أقل لكانت أكثر لذة ومع ذلك أعجبتني

? Melis: Gideceğimiz filmin konusu ne
ميليس: ما هو موضوع الفيلم الذي سنراه ؟

Şule: Gerçek bir hikâyeden yola çıkılmış. Eğitimle ilgili bir film
شوله: الفيلم من قصة حقيقية له علاقة بالتعليم

Melis: Çok güzel. Tatlına devam etmeyeceksen kalkalım
ميليس: فلنذهب إذا لم تكملي أكل الحلويات

Şule: Kalkabiliriz
شوله: فلنذهب

Melis: Çok üzgünüm. Filmi izleyemeyeceğiz
ميليس: أنا مستاءة كثيراً. لن نشاهد الفيلم

Şule: Biletleri daha önceden almalıydık
شوله: كان علينا شراء البطاقات قبل ذلك

Melis: Sonraki seans bir saat sonra. Beklemek istersen ona girebiliriz
ميليس: العرض الذي يليه يبدأ بعد ساعة. نستطيع الحضور إن أردت الانتظار

سوف يشربون القهوة التركية

? Şule: Olur. Bu sırada Türk kahvesi içelim mi
شوله: حسنا. هل نشرب القهوة ؟

? Melis: Fal bakacaksan neden olmasın
ميليس: ولم لا إن قرأت لنا الفأل

Şule: Olur
شوله: حسناً

Garson: Buyurun efendim. Bu sade, bu da orta şekerli kahveleriniz
النادل: تفضلي يا سيدتي هذه القهوة بدون سكر وهذه سكر قليل

Melis: Teşekkür ederiz
ميليس: شكراً

Şule: Bu arada dün gece hiç uyuyamadık. Elif’in sabaha kadar dişi ağrıdı
شوله: بالمناسبة ، لم نستطع النوم على الإطلاق الليلة الماضية. لقد بقي سن إيليف يؤلمها حتى الصباح

Melis: Ah, kıyamam. İhmal etmeden bir dişçiye göstermelisiniz
ميليس: عليك عدم إهمال ذلك ويجب عليك أخذها إلى الطبيب

Şule: Dişçiden çok korkuyor. Korkmasa bu sabah götürecektim aslında
شوله: في الواقع كنت سآخذها هذا الصباح لولا خوفها من طبيب الأسنان

Melis: İstersen Tekin ile konuşabilirim. Onun bir arkadaşı dişçi ve çocuklarla arası çok iyi
ميليس: إن أردت سأكلم تكين صديقه طبيب أسنان وعلاقته جيدة بالأطفال

يفكرون بإنجاب الأطفال - يقرؤون الفأل من الفنجان

Şule: Çok sevinirim canım. Hadi, kahveni bitirdiysen fincanını ters çevir. Bir de dilek tutmalısın unutma
شوله: سأكون مسرورة لذلك ياعزيزتي. اقلبي فنجانك. ولا تنسي أن تتمني أمنية

Melis: Tamam çevirdim. Al bakabilirsin. Acele etmeliyiz. Filmin başlamasına az kaldı
ميليس: قلبته. انظري. علينا أن نستعجل. سيبدأ الفيلم قريباً

Şule: Soğuyana kadar beklemeliyiz
شوله: علينا الانتظار حتى يبرد

Melis: Ah evet doğru unuttum
ميليس: نعم لقد نسيت ذلك

Şule: Ben bu arada hesabı ödeyeyim. O zamana kadar soğur. Kahveler benden
شوله: خلال ذلك سأدفع الحساب حتى قيامي بهذا يكون قد برد. القهوة على حسابي

Melis: Kesene bereket canım
ميليس: فليبارك لك الله

Şule: Rica ederim
شوله: العفو

قراءة الفأل من الفنجان

Şule: Soğuduysa falına bakabiliriz artık
شوله: لنرى الفال إذا برد

Melis: Evet, soğudu. Ay çok heyecanlıyım
ميليس: نعم لقد برد. إنني متحمسة كثيراً

Şule: Hımmm… Aaa! Bebek çıkmış bak
شوله: انظري لقد ظهر طفل

Melis: Çok komiksin tatlım. Bilmediğim şeyler söyle
ميليس: أنت مضحكة ياعزيزتي. قولي شيئاً لا أعرفه

Şule: Muhabbet olsun diye bakıyorum. Yoksa böyle şeylere inanmam biliyorsun
شوله: أنت تعرفين أنني لا أومن بهذه الأشياء أقولها للتسلية فقط

Melis: Tamam tamam alınma canım. Şaka yapıyorum
ميليس: لا تأخذي على خاطرك يا عزيزتي إنني أمازحك

? Şule: Bu aralar yeni bir şeyler mi alacaksınız
شوله: هل ستشترين شيئاً جديداً خلال هذه الأيام

Melis: Evet, araba almayı düşünüyoruz
ميليس: نعم أفكر أن أشتري سيارة

Şule: Biraz daha beklemelisin
شوله: عليك الانتظار قليلاً

? Melis: Aa, neden
ميليس: لماذا ؟

Şule: Neden olacak bu aralar araba fiyatları arttı da ondan
شوله: بسبب زيادة أسعار السيارات هذه الأيام

Melis: Ben de gerçekten fal bakacaksın sandım. En son baktığında evleneceksin demiştin. Bak evlendim
ميليس: لقد ظننت حقا أنك ستقرأين لنا الفال. عندما قرأتيه آخر مرة قلت لي أنك ستتزوجين ولقد تزوجت

Şule: Tekin ile öyle bir niyetiniz olduğunu biliyordum. Fala inanma falsız da kalma
شوله: كنت أعرف بنيتك للزواج من تكين. لا تصدقي الفال ولا تبقي بدون حظ (مثل شعبي)

Melis: Hadi kalkalım artık. Biraz daha oturursak filmi kaçıracağız
ميليس: هيا فلنجلس سنفوت الفيلم

Şule: Hadi koşalım
شوله: هيا لنركض

Şule: Koşmasak yetişemeyecektik. Film başlamış
شوله: لقد بدأ الفيلم لن نستطيع اللحاق إذا لم نركض

Melis: Artık sessiz olmalıyız
ميليس: يجب ألا نتكلم الآن

بعد نهاية الفيلم - يفكرون بإنجاب الأطفال

Melis: Mükemmel bir filmdi. Film alt yazılı olmasa Tekin ile de gelebilirdik
ميليس: لقد كان الفيلم رائعاً لو كان الفيلم غير مترجم لأتيت مع تكين

? Şule: Neden? Sevmiyor mu alt yazılı filmleri
شوله: لماذا ألا يحب الأفلام المترجمة

Melis: Evet canım, ne yazık ki sevmiyor
ميليس: مع الأسف إنه لا يحبها

Şule: Keşke gelse. Filmi ben de çok beğendim. Ama biraz daha kısa olabilirdi
شوله: ليته جاء لقد أعجبني الفيلم أنا أيضاً ولكن يمكن أن يكون أقصر من ذلك

Melis: Evet 3 saat çok uzun bir süre. Ayrıca yanımızdaki insanlar sessiz olsa daha keyifli izleyebilirdik
ميليس: نعم 3 ساعات طويل جداً. ولو أخفض الناس الذين كانوا بجانبنا أصواتهم لكنا تمتعنا أكثر

Şule: Evet ya, insanlar sinemada bir şey yememeli, içmemeli, birbirleriyle konuşmamalı, telefonlarıyla ilgilenmemeli
شوله: نعم عليهم ألا يأكلوا ولا يشربوا ولا يتكلموا ولا يلعبوا بهواتفهم

Melis: Bence önümüzdeki kişileri uyarmalıydık
ميليس: برأيي كان علينا تحذيرهم

بعد نهاية اللقاء

Şule: Bence uyarsak da bir şey değişmezdi. Neyse, istersen seni eve bırakabilirim
شوله: برأيي لم يكن ليتغير شيء وإن فعلنا ذلك. إن أردت يمكنني أن أوصلك إلى البيت

Melis: Sana zahmet olmayacaksa iyi olur
ميليس: سيكون من الجيد إذا كان ذلك لا يتعبك

Şule: Ne zahmeti. Dönüşte de Elif’i okuldan alırım
شوله: أي تعب. سأمر إلى مدرسة أليف لأخذها أيضاً عندما نرجع

Melis: Daha sık görüşmeliyiz. Çok güzel bir gündü
ميليس: يجب أن نلتقي دائماً لقد كان يوماً جميلاً

Şule: Bence de öyle
شوله: وأنا أيضاً أظن ذلك

Şule: Alo, buyurun Burcu Öğretmenim. Hayırdır inşallah? Hemen geliyorum
شوله: ألو تفضلي يا آنسة بورجو هل هناك خطب ما؟ سآتي حالاً

? Melis: Bir sorun mu var canım
ميليس: هل يوجد مشكلة ياعزيزتي ؟

Şule: Elif okulda düşmüş. Onu hastaneye götürmem gerekiyor
شوله: لقد وقعت أليف في المدرسة علي أخذها للمشفى

Melis: Tamam canım çok geçmiş olsun. İstersen ben de seninle birlikte gelebilirim
ميليس: تمام يا عزيزتي أتمنى ألا يكون خطراً يمكنني المجيء معك إن أحببت

Şule: Canım teşekkür ederim. Sana ayıp olmayacaksa ben hemen gitmeliyim
شوله: شكراً جزيلاً ياعزيزتي. إن لم يكن عيباً أمامك عليّ الذهاب حالاً

Melis: Yok canım, sen acele et. Sonra görüşürüz
ميليس: لا ياعزيزتي استعجلي. نلتقي لاحقاً

Şule: Görüşürüz
شوله: إلى اللقاء


واتسابتيليجرامفيسبوكX